Aşk mı Mantık mı?

Aşk mı Mantık mı?

Bu soruya uzun yıllar aşk cevabını verdim. Ancak 25’li yaşlarımda bu cevaba olan güvenim sarsılmıştı.

Bir arkadaşımla karşılaşmıştım, bıcır bıcır bir insandı. Öğretmen olmuştu merkezi bir yerde. Konuştuk biraz, belirli yaştan sonra insanlar sevgilin var mı diye sormaz da söz, nişan var mı diye sorar ya, ben de öyle sormuştum. Düşünüyoruz dedi ama oldukça donuk, heyecansızdı. Sonrasında hayatımın geri kalanında unutamadığım, beni çok fazla şaşırtan bir konuşma yaptık.

“Kafamda kimse yoktu, aşık olmaya zamanım da yoktu” diye devam etti. Aşk o kadar küçüldü ki o an , anlamsızlaştı. Yıllarca izlediğim onca film okuduğum onca kitap arkadaşımın her cümlesinde biraz daha inandırıcılığını kaybetti. “Biri vardı, beni sevdi sonra ben tayin oldum” dedi. Hiç düşünmediği bir anda, hiç tanımadığı bir adam O uzaktayken de O’nu sevmeye devam etmişti. “Yeni okuluma geçince hiç arkadaşım olmadı, arkadaşım oldu, aradıkça konuştuk” dedi. Neredeyse bir yıl, hiç arkadaşı yokken arkadaş olmuştu o adam. “Konuşa konuşa aşık oldunuz demek dedim” bir iç çekti ve hayatım boyunca unutamayacağım o market alışverişi listesi kıvamında derdini anlattı. “Bileklerim ağrıyor” dedi, ben bi duraksadım “Market poşetlerini taşımaktan yoruldum, su alıyorum taşıyamıyorum 4. kata” dedi sonra. Nasıl olmuştu da o hayat dolu, sevecen hayalleri olan kız böyle bir sebepten evliliği düşünüyordu. Yıllarca bize öğretilen , anlatılan, gösterilen onca metafor o kadar yalan kalmıştı ki arkadaşımın hikayesinin yanında sevmekten utandım.

Başlarda şaşırsam da zamanla daha iyi anladım O’nu. Hikayenin devamını ben de bilmiyorum, koptuk bir şekilde. Zaten korktum öyle bitmesinden “Sonradan sevmiştir, aşık olmuştur” ya da “aşık olabileceği biri çıkmıştır karşısına” diye kendimi avuttum.

O gün anladım aslında sadece aşkın karın doyurmadığını. Peki mutlu bir evliliğin sırrı mantık mı? O da değil. Hem Aşk hem mantık. Mutlaka istisnaları da olmuştur ancak rot balansı bozuk arabalar gibi ya sağa ya sola çeker hayat sizi birinin yokluğunda.

Sen evlen benle abla
Bu konuda ilginç bir anektod da rahmetli Azer Bülbül ile Yıldız Tilbe arasında (Ot dergisi – 2015 01 sayısı) geçiyor. Azer Bülbül Yıldız Tilbe’yi arayıp “Abla ben evlenmek istiyorum” diyor. Yıldız “Annen, baban bulsa daha iyi olur” diyor haklı olarak ama Azer , Yıldız’ın kuzenlerini , arkadaşlarını, tanıdıklarını soruyor sıra sıra. Yine olumsuz yanıt alınca “Sen evlen benle abla” diyor. Tabi Yıldız Tilbe bildiğimiz o tatlı sert üslubuyla Azer Bülbül’ü haşlıyor.

yildiz-tilbe-azer-bulbul-anektod-sen-evlen-benle-abla

Çocuksu bir haylazlıkla bu anektodu ilk okuduğunuzda gülebilirsiniz, yadırgayabilirsiniz ancak bir insanın “biriyle evlenmek istemesi” ile “evlenecek birini istemesi” arasında muazzam bir dram var bence.

Asgari Ücret Nasıl Hesaplanır?

Asgari Ücret Nasıl Hesaplanır?

Asgari Ücret Nasıl Hesaplanır?

Hepimiz asgari ücreti biliriz ama asgari ücret nasıl hesaplanır sorusuna kolay kolay cevap verebilen görmedim. Sosyolojik anlamda da asgari ücret bir toplumun yaşam standardını belirliyor. Bu sebeple asgari ücretten ve bunun ülke ekonomisi ile olan ilişkisinden bahsedeceğim.

Asgari ücretteki değişiklik enflasyon ile de doğrudan ilişkili olduğundan benim gibi yaza evlilik yapanların 9-10 ay sonra ekonominin nasıl olacağını asgari ücret yordamıyla öngörebilmesi altın öneme sahip.

Asgari Ücret Nedir?
İşçilerin gereksinimlerini en az düzeyde karşılamaya yetecek ücrettir. Bu minimum ücret teoride gıda, barınma, sağlık, ulaşım ve hatta kültürel faaliyetleri kapsar. Yani bilinenin aksine sadece 3 öğün yemek parası değildir.

Asgari Ücret Neden Önemlidir?

Asgari ücret belirlenirken çok ince çizgiler üzerinde hareket edilir. Asgari ücretin yüksek olması daha az işçi çalıştırmayla sonuçlanabilir. Liberal ekonomiler işsizlik ve kaçak işçi gibi kavramların asgari ücretin yüksek olmasıyla birebir ilişkili olduğunu söylerler. Pek katılmadığım kapitalist bir yaklaşım olsa da 2016 yılı için asgari ücretin 1000 TL’den 1300 TL (Net) çekilebileceği beklentisinden sonra birçok işveren işçi sayısını azaltmakla sopa göstermiştir. Asgari ücretin düşük olması ise sosyal devlet anlayışına aykırıdır. Çocukluktan beri sadece 3 öğün yemek şeklinde düşündüğüm asgari ücretin yukarıdaki tanımı teori ve pratikte yaşadığımız farklılığı ziyadesiyle ifade ediyor.

Asgari Ücretin İşverene Maliyeti Nedir?

Asgari ücretin işverene maliyeti yaklaşık %50 fazlasıdır. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığının asgari ücret websitesinden güncel hesapları takip edebilirsiniz. 2015 son yarısı için yaklaşık bir maliyet hesabı aşağıdaki gibidir.

Dönem: 01.07.2015 – 31.12.2015

ASGARİ ÜCRET 1.273,50 SGK PRİMİ % 14 178,29 İŞSİZLİK SİG.FONU % 1 12,74 GELİR VERGİSİ %15 72,26 (*) ASGARİ ÜCRET 1.273,50 ASGARİ GEÇİM İNDİRİMİ 90,11 SGK PRİMİ % 15.5 ( İşveren Payı ) (***) 197,39 DAMGA VERGİSİ % 07,59 9,67 İŞVEREN İŞSİZLİK SİGORTA FONU % 2 25,47 KESİNTİLER TOPLAMI 272,96 İŞVERENE TOPLAM MALİYET 1.496,36

asgari-ucret-isveren-maliyet-2015

Damata saat alma geleneği

Damata saat alma geleneği

Birçok yörede damada saat alınır. Bu geline alınan bilezik’e de denk düşen bir göndermedir aslında ancak altına oranla maliyeti oldukça düşüktür.

Damat saati seçilirken belki de en önemli etken saatin uzun yıllar dayanabilecek bir markadan seçilmesidir.

AGİ Asgari Geçim İndirimi

AGİ Asgari Geçim İndirimi

Devlet tarafından ödenen asgari (askari ya da askeri değil) geçim indirimi genelde brüt maaş içine yedirilir. Net ücretle çalışanların maaşına (ki ne yazık ki bunlar ülkemizde arge çalışanlarıyla sınırlıdır diyebiliriz) AGİ eklenir. AGİ kişinin bekar ya da evli olma durumuna, evliyse eşinin çalışıp çalışmamasına ve varsa çocuk sayısına göre belirlenir.

Bir defa daha sade cümlelerle ifade etmek gerekirse henüz ödemesini yapmadığınız gelir vergisinden indirim uygulanmasına AGİ diyoruz. Eğer verginin önce ödemesi yapılıp sonra iadesi olsaydı (eskisi gibi – fişleri yazıp zarflarla verdiğimiz zamanlar) buna vergi iadesi denirdi. Çünkü o zaman iade edilmiş olurdu.

Peki gelir vergisi ya da vergi dilimi nedir?
Gelire göre vergi verilmesidir. Mesela yıllık gelirin 8.800 tl ise % 15’ini vergi olarak devlete ödersin. Buna tabi gelirlere de Yüzde 15’lik vergi dilimi denir. Gelirin 22.000 tl olduğunda ise bunun 8.800 tl’si için 1.320 tl yani %15, fazlasına % 20 vergi ödersin. %27 (76.200 tl’e kadar ) ve son olarak da %35’lik (76.200+) iki dilim daha bulunmaktadır.

agi gelir vergisi hesaplama
İşi Pratiğe dökmek gerekirse
Gelir vergisi yukarıdaki bilgiler eşiğinde yüzde 15, 2015 brüt asgari ücret de 1.647,00 tl. Bu donelerle bi hesaplama yaparsak önce ilk basamak vergi diliminden vergi miktarını buluyoruz. (1.647,00 tl x 0,15 = 247,07) ve bu hesaba göre 3 çocuğu olan ve eşi de çalışan bir ailede çalışanın agi,si 172,95 tl dir. 247,07 tl nin (%50 + %7,5 + %7,5 + %5 = %70 hesabından)

2015 verileriyle tablosal bir gösterim yaparsak

Bekar ya da evli ama eşi çalışan biri için AGİ : 90,11 TL
1 ÇOCUK 103,63 TL
2 ÇOCUK 117,15 TL
3 ÇOCUK 135,17 TL
4 ÇOCUK 144,18 TL (Allah yardım etsin)

Bu vatandaş evli ve eşi çalışmıyorsa 108,14 TL AGİ alıyor. Sonrasında

1 ÇOCUK 121,65 TL
2 ÇOCUK 135,17 TL
3 ÇOCUK 153,19 TL
4 ÇOCUK 162,20 TL (Allah yardım etsin)

gelelim agi hesaplamasına: – Brüt ASgari Ücret 2015 %15 Vergi dilimi

indirim [bekar için %50 / eş için %10 / 1. çocuk için %7,5 / 2. çocuk için %7,5 / 3. çocuk için %5 / 4. ve daha fazla çocuk için %5 ]

“Asgari geçim indirimi; ücretin elde edildiği takvim yılı başında geçerli olan asgari ücretin yıllık brüt tutarının; mükellefin kendisi için yüzde 50’si, çalışmayan ve herhangi bir geliri olmayan eşi için yüzde 10’u, çocukların her biri için ayrı ayrı olmak üzere; ilk iki çocuk için yüzde 7,5, üçüncü çocuk için yüzde 10, diğer çocuklar için yüzde 5 oranında uygulanıyor. Buna göre 2015 yılında bekar bir asgari ücretli kendisi için 90 lira aldı, 2016’da ise bu miktar 123 liraya yükseliyor. Eşi çalışmayan asgari ücretli miktar 148 lira, aynı durumda bir çocuklu ise 166 lira, iki çocuklu ise 185 lira, üç çocuklu ise 209 liraya ulaşıyor.”

AGi 2016 yılında asgari ücretin ulaşacağı 1300 TL baz alınırsa yüzde 33lük bir zamla yeniden belirlenecek.

2016 eklemesi
Asgari ücrete AGİ de dahil ediliyor, yani 1300 liranın içinde 130 liralık bir agi yedirilmiş oldu.

Cebe Havale

Üşengeçler için tek cümlelik özet: tanımadığınız kişilerle asla cebe havale kullanarak para gönderimi yapmayın, dolandırılırsınız.

Bu yazıdaki konumuz (Cebe Havale) sizi evlilikten ziyade hayata hazırlayacak. Bu konuyu hem avantajlarını öğrenip faydalanın diye yazıyorum hem de suistimale açık yanlarını vurgulayıp dikkatli olmanızı amaçlıyorum. Emlak Dolandırıcılığıkonusunda bahsettiğim ama detaylı anlatmadığım bu konunun yararlı olacağı kanaatindeyim çünkü farklı alanlarda , birçok kişinin uzun zamandır bu metodla dolandırıldığını gördüm.

Ne Değildir?
Cep Bankacılığı (a.k.a Cepbank) ile sık sık karıştırılan bir terim, bu sebeple önce ne olmadığına bakalım. Cep Bankacılığı, telefon ve tabletinizden şubeye gitmeden şubeye gitmiş kadar olmanızdır. Bankalar bu konuyla ilgili sitelerinde kapsamlı bilgi veriyorlar o yüzden bu kısmı pas geçiyorum.

Nedir?
Cebe Havale banka ve şube kodu (ya da IBAN) , banka hesabı hatta banka kartı bile kullanmadan para transfer işlemidir. TCKN (Türkiye Cumhuriyeti Kimlik Numarası) ve cep telefonu para yollamanız için yeterlidir. İşte bu kısmı çok önemli, elinde bir adet TCKN ve Cep telefonu bulunan kişi parayı çekebiliyor. Banka ile organik bir bağı olmasına gerek yok. Ne yazık ki TCKN ile Cep Telefonu sahibi arasında bir doğrulama yapılmıyor. Yani Cep telefonu numarası o TCKN ile ilişkili mi diye bakılmıyor. Haliyle illegal yollarla elde edilen bir cep telefonu sim kartı dolandırılmanız için yeterli. İnsanlar para banka üzerinden alındığı için güvenli diye düşünebiliyorlar, ne yazık ki kazın ayağı öyle değil.

Erinmedim telefonumla Cep Havalesi adımlarını da çektim. Banka belli olmasın diye Flash Tv’nin yaşlandırma teknolojisi ile resimleri buğuladım :)

cebe-havale-kartsiz-islem

Yukarıda da görebileceğiniz gibi herhangi bir bankamatikten kartsız işleme basabiliyorsunuz, böylece kart olmadan yani o bankada bir hesabınız bulunmadan bankamatikten para çekebiliyorsunuz.

cebe-havale-para-cekme

İkinci adımda Cebe Havaleyi seçiyorsunuz. Kartınız olmadan resimde görülen diğer işlemleri de yapabilirsiniz aklınızda olsun, bu bilgi bazen hayat kurtarıyor.

cebe-havale-tckn-giris

Ve son adımda da TC Kimlik Numaranızı giriyorsunuz. Yine benzer şekilde Cep Telefonunuzu da giriyorsunuz. Böylece parayı çekebiliyorsunuz.

Faydaları neler?
Faydası çok fazla. Bir banka kartı bulunmayan tanıdıklarınıza para yollayabiliyorsunuz. Bankamatik olması yeterli. Diğer güzelliği havale olması. Yani EFT gibi mesai saatleri içinde olmasına gerek yok, her saatte her gün gönderim yapabiliyorsunuz. Uzakta okuyan kardeşinize ya da acil paraya sıkışmış cüzdanını unutmuş arkadaşınıza para yollayabiliyorsunuz. Sistem -bazen yarım saat bir saat gibi gecikmelere maruz kalması dışında- oldukça iş kolaylaştırıcı. Tek dikkat etmeniz gereken sadece tanıdıklarınıza bu yolla para göndermeniz gerektiği.

Yeri gelmişken EFT ve Havale kavramlarından bahsetmekte fayda var:
Havale iç güveysidir. Yani aynı bankanın içerisinde para transferi. EFT ise Elektronik Fon Transferidir. EFT’de farklı banankalar arasında para transfer edilir.

EFT ile Havalenin farkı nedir?
EFT bankalar arası olduğu için daha uzun süren bir onay aşaması vardır, ücreti genellikle daha pahalı olur ve mesai saatleri içine olması gerekir. Yani herhangi bir saatte havale yapabilirken sadece mesai saatleri içerisinde EFT yapabilirsiniz. EFT yaptığınızda size bir EFT Sorgu numarası verilir ve bu numara ile karşı tarafta EFT durumunu sorgulayabilirsiniz. Her iki işlem için de IBAN kullanımı işinizi kolaylaştıracaktır. Günümüzde havale saniyeler içerisinde EFT ise bir dakikanın altında tamamlanabilmektedir.

Erken Rezervasyon Önemli

Erken Rezervasyon Önemli

Kim ne derse desin her iki taraf için de yorucu stresli heyecanlı ve yoğun bir sürecin ardına düğünü de yaptın mı ilk iştir balayına doğru yola koyulmak, kendini kuma güneşe denize teslim ederken sakince yeni hayatınla eskisi arasında bir köprüyü geçmek gibidir balayı…

balayi-otelleri

Hal böyleyken “ yapacak birşey yok ”  deyip ilk önünüze çıkan güzel ve 4-5 yıldızlı bir otele vermeyin onca parayı, zaten göreceksiniz, evlendiğinizi/evleneceğinizi duyan tüm konu, komşu, esnaf sözleşmişler gibi biri üç, üçü beş yapacak zaten,

 

çift

 

 

O zaman ne mi yapacağız, tüm otellerin Şubat gibi başlar erken rezervasyon imkânları, aynı otelde erken rezervasyon ile %50 ye kadar daha ucuz konaklama sağlayabilirsiniz, bu sayede cepte kalan para ile artık Antalya olur İzmir olur veyahutta güzel memleketimizin bir başka köşesine, aylar öncesinden belli olan düğün tarihinizin hemen ardına bide gidiş dönüş biletinizi  mi alırsınız veya bütçenizden daha pahalı bir oteli bütçenize uygun hale mi getirirsiniz size kalmış, kendimden örnek vermek gerekirse Ağustosta 2900tl olan 1 haftalık tatili nisanda 2200 tl ye aldım, Şubatta kim bilir ne kadardır,  “şimdi zamanı değil”, ”o gün gelsin de bakarız” yaklaşımları bu gibi durumlarda sadece aynı iş için cebinizden çıkacak parayı arttıracaktır, unutmayın,

Erkeklerdeki Evlilik Korkusu

Çok klişe ve çok tartışılan bir konu olmasına rağmen dünyada ve özellikle ülkemizde erkeklerdeki evlilik korkusunun sebebinin, kökeninin yeterince araştırılmadığı ve genellikle sadece arkadaş ortamlarında sözünün edildiğini kabul etmeliyiz. Oysaki sıradan bir isim tamlaması gibi gözükse de bu kalıp, içinde insanlığa dair çok önemli temelleri bulunduruyor. Bunun için öncelikle kelimeleri teker teker ele almakta fayda var.

 

Erkeklerdeki Evlilik Korkusu

Korku, her insanda az ya da çok, dürtü ya da fobi olarak mutlaka bulunan, temeli ölüme ve fiziksel bedenin yok oluş fikrine dayanan bir duygudur temelde. Psikanalizin kurucusu olan Sigmund Freud’un kurduğu sistemdeki en büyük yanlışı, şimdiki nerdeyse bütün psikolog ve psikiyatristlerin kabul ettiği gibi sisteminin temeline ölümü değil, cinselliği koymasıydı. Günümüz psikoterapi yöntemlerinin en yeni ve en işleyeni olan varoluşçu psikoterapinin kısa zamanda bu kadar kabul görmesinin sebebi de Freud’un yaptığı bu yanlışı düzeltmek olmuştur zaten. Kısacası ne korkusu olursa olsun, temelinde ölüm olduğunu aklımızdan çıkartmamakta fayda var. Bunun ilkçağdaki atalarımızın hayatta kalma dürtüsüyle genlerimize işlediğini unutmamak gerek.

Evlilik denince aklınıza ilk geleni söyleyin diye sokaktaki 100 kişiye sorsak verilecek cevapları az çok hepimiz tahmin edebiliriz sanırım. Çoğunluğu maddiyat tabanlı, düğün, alyans, tektaş, birçok kelime. Ama evliliğin de günümüzde gerçek anlamını ve kökenini araştıran, işin manevi dugusal yönünü gerçekten merak eden kişi sayısı gerçekten çok az. Bunun için de yine ilkçağlarda yaşayan atalarımızı ve hatta Adem-Havva ikilisini incelemek lazım.

O zamanlarda nikah memuru, gelinbaşı, yüz görümlüğü gibi kavramların çok uzağında yaşayan atalarımız için hayat aslında çok basit ve nispeten güzeldi; avlan ve saklan. Ev kirası, trafik stresi, doğalgaz faturası kabusu, patron dırdırı yok düşünsenize… Hoşlanılan kıza açılmak için tereddütte kalmak, “seviyorsan git konuş abi bence” diyen bir kanka yok. Herşey açık ve net. Kadın erkek arasında cinsel bir çekim oluştuysa artık onlar bir çiftler. Beden dilinin konuşma diline karşı bariz üstünlüğünün olduğu bu dönem aslında bir nevi insanı insan yapan özelliklerin zirve yaptığı dönem. İşin duygusal ve romantizm boyutunun olmadığı fikrine kapılabiliriz fakat bu da tıpkı korku gibi bilinçaltımızda varolduğumuzdan beri bulunan, bilinç düzeyinde gözlemlenmese de içimizdeki bir olgu.
Adem-Havva’yı düşünelim, Adem’in Havva’dan başka bir alternatifi var mıydı? “Ben esmer sevmiyorum tanrım sarışın yok mu acaba?” diyebilir miydi? Belki de demiştir bilemeyiz tabi ki ama bu başlangıcın bize verdiği ipucu kesinlikle hayatı birisiyle paylaşma zorunluluğumuzun olduğu ve bu kişinin de karşı cinsten olması gerekliliği.

Şöyle düşünelim; cinsiyet ayrımı olmasaydı dünya nasıl bir yer olurdu? Nasıl çoğalırdık? Hayatımız neye benzerdi? Enteresan bir ütopya gibi görünmesine rağmen eski mitlerde bunlarla ilgili birçok efsane bulunuyor. Bunlardan belki de en ilginci Yunan mitolojisinde geçiyor. Efsaneye göre insanlar ilk başta 4 kollu ve 4 bacaklı, birbirlerine yapışık birer çift olarak yaşayan varlıklardı. Dünyada huzur ve mutluluk vardı. Fakat zamanla insanlarda kibir başladı ve Zeus’u unuttular. Buna çok kızan Zeus ise bakanların gözlerini kör edecek parlaklıktaki kılıcıyla insanları cezalandırmak için hepsini ruhlarıyla birlikte ikiye böldü ve her bir yarıyı birbirlerinden uzak bir şekilde dünyaya dağıttı. Günümüzde ruh eşini arama olayı da işte Zeus’un bu lanetine dayanır.

Görüldüğü gibi sokaktaki 100 kişinin çoğunluğunun Zeus’tan haberi yok. Olsaydı cevapların içinde kılıç diyen de çıkardı…

Gelelim bu korkunun neden özellikle erkeklerde görüldüğüne. Yine sokaktaki 100 kişiye sorsak bu seferki cevapların maddi değil daha çok manevi boyutta olduğunu göreceğimiz aşikar. “Bağlanma sorunu yaşıyorum”, “Evlilik çok büyük sorumluluk”, “Karşıma istediğim gibi birisi çıkmadı”, “Kimseye güvenemiyorum”. Bir de tabi ki “evlenip balayına gideceğime…” diye başlayan özlü sözleri kullanan yurdum Casanova tipleri var ki onlar ayrı bir araştırma konusu. Ama yine de bu cevapların nerdeyse hepsinin temeli korku gibi bir diğer varoluşsal anksiyete olan sorumluluktan kaynaklanıyor.

Olayın başına dönersek önce Adem’in dünyaya geldiğine dair kimsenin bir itirazı olamaz sanırım. Bu da bizi diğer bir ipucuna götürüyor; sorumluluk erkeğe verilmiş. Dini metinlerde geçen kadının erkeğin kaburga kemiğinden yaratılması konularına girmeden net olarak kabul edilmesi gereken konu bu. Bunu ayrımcılık ya da üstünlük olarak değil, varoluşsal bir gerçek olarak görmemiz lazım. Bu sorumluluğu tamamen yüklenmek, ruh eşini bulup paylaşmak ya da erkekliğin onda dokuzunu hatırlayıp bundan kaçmaksa kişinin karakteriyle paralel olarak kendi tercihine kalmış.
Tüm bunların ışığında isterseniz Zeus’a küfredebilirsiniz, isterseniz evlilik vaadiyle kandıran erkeklere küfredebilirsiniz, isterseniz de oturup insanların, psikolojinin, sosyolojinin ve tarihin kökenlerini araştırabilirsiniz.

Kırmızı Hap Mavi Hap - matrix

Neo’nun da belirttiği gibi, sorun “seçim”…

Aşkım Bunu Da Yapalım Mı?

Aşk hayatınız boyunca “Aşkım bunu da yapalım mı?” sorusunu duymuşsunuzdur tabiki ama evlilik sürecinde bu soruya daha akılcı yaklaşmanız gerekir. Bu olaya tamamen marjinal fayda olarak bakmanızda yarar var. Yani konuyu masaya yatırın ve konuşun;

 

  • Karları nedir / zararları nedir?
  • Bunu yaparsak ne olur / yapmazsak ne olur?
  • Bunu daha farklı bir yolla yapabilir miyiz?
  • Bunu başka bir zaman yapabilir miyiz?
  • Bunu daha ucuza yapabilir miyiz?

Aşkım Bunu Da Yapalım Mı?

 

Örneklerle biraz netleştirebiliriz bu konuyu

Buzdolabı Alırken Neye Dikkat Etmeliyiz ?

Buzdolapları evimizin temel ihtiyaçlarından biridir.Beyaz eşya satan bir yere gidiyoruz , aklımızda eni , boyu , rengi dışında pek bişey olmuyor.Sonrasında yaşadığımız sıkıntılar ve beklentilerimizi karşılamadığı durumda hayıflanmamız için çok geç kalınıyor.

Buzdolabı alırken neye dikkat etmeliyiz ?

Buzdolabı Alırken Neye Dikkat Etmeliyiz ?

  • Oturacağımız evi netleştirmeliyiz , buzdolaplarının eni ve boyunun bir standartı yok önceden alıyorsunuz , ancak aldığınız buzdolabının boyu ya da eni sığmıyor , buzdolabı için tasarlanan alana.
  • İçinin hacmi sizin için ne kadar önemli , ihtiyaçlarınızı düşünmelisiniz , derin dondurucu alanı sizin için daha mı önemli , yoksa normal kısmı mı , buzluk kısmını daha aktif ve çok gıda tutacaksanız buzluk kısmının hacmi geniş bir buzdolabı almanızda yarar var.
  • Eğer boyunuz kısa ise mesala buzluk kısmı herzaman normal kısmından daha az kullanılır.O zaman buzluk kısmı altta , normal kısmı üstte olan buzdolapları şekil olarak sizin gözünüze farklı da gelse tercih etmeyiniz.Her gün son katına ulaşmak sizi yoracaktır.
  • Çift kapılı buzdolapları almaktansa tek kapılı buzdolapları daha az enerji ile daha verimli çalışmaktadır.
  • Meyve ve sebzelerinizin buzdolabında ne kadar taze kalacağı tahminen yeni teknolojilerde bilinmektedir.Bu mutlaka satıcıya sorulmalıdır.
  • Nem oranı yüksek bir şehirde yaşıyorsanız Nofrost kesinlikle alınmalıdır , küflenme oranı azalması için.
  • Renk işi tamamen kişinin zevkine ve parasına kalmış bir durum :) Evet sadece zevkine değil malesef ilgili seçmiş olduğunuz buzdolabı beyaz değil de gri ise , yeşil ise yok kırmızı ise daha çok para vermeniz gerekiyor .Grinin tercih edilmesini istemem , çünkü temizlik ne kadar yapılırsa yapılsın o parmak izleri yok mu , o kadar temizliği anında bitirir :) Beyazdan şaşmayın derim .

 

Size iyi alışverişler diliyorum , umarım biraz olsun faydalı olabilmişizdir.

Gelinlik Alınmalı Mı Kiralanmalı Mı

Gelinlik Alınmalı Mı Kiralanmalı Mı

Tüm kızların hayali olan gelinlik satın mı alınmalı , yoksa kiralanmalı mı ? Gelinlik fiyatları çok faiş fiyatlarda olduğundan çoğu çiftin verdiği karar kiralık gelinlik oluyor.Sadece maddiyat değil , gelinlik alındığında bir de gelinliği koyabileceğiniz bir yer düşünmek gerekiyor. Özellikle büyük şehirlerde yaşayan insanların gelinlikleri koyabilecekleri makul bir dolap yok. Yani işin manevi boyutu haricinde (insan tabiki bu özel gün giydiği gelinliği bir ömür asklamak isteyebilir) maddi anlamda gelinliği yıllarca muhafaza etmek de güç.

Çoğu kız gelinliğini satın almak ister , kendisinin olsun ister çünkü o gelinliğe yüklediği anlam bir damadın damatlığa yüklediği anlamdan çok çok fazladır. Güncel gelinlik satın alma ve gelinlik kiralama fiyatları birbirine oldukça yakındır. Gelinlik satın almakla kiralamak arasındaki bu dar makas aslında gelinliği yapanların gelinliği satmak istemesinden kaynaklanmaktadır. Örneğin 2300 TL’ye satılan bir gelinliğin kirası 2100 TL’dir. Yani gelinliği yapan kişi gelinliği sattığında daha fazla kar elde edecektir. Düğün taşkalası ve duygusallığında bunlar göz önünde bulundurulmaz ve kişi kendisinin bile anlamadığı bir şekilde gelinliklere çok yüksek fiyatlar ödemeye kendini hazır hisseder. Sonuçta bir defa evleniyordur.

Yine İstanbul’da 2300 TL civarındaki bir gelinliği Balıkesir’de 1000 TL’ye alabilirsiniz. Bu da elinizdeki gelinliğin aslında o kadar etmediğinin göstergesidir.

 

Peki erkekler için gelinlik nedir?

Evet buna artık bozulmamalısınız , erkekler için gelinlik beyaz bir elbiseden ibarettir. Bayanların o kadar ince ince düşünerek aldığı ya da diktirdiği gelinlik -evet duydunuz- beyaz bir elbiseden fazlası değildir.

Gelinlik Alınmalı Mı Kiralanmalı Mı

 

Tüm kızlarımızın hayalindeki gelinliği giyebilmelerinden ziyade hayal ettikleri mutlu bir yuva kurabilmeleri dileğiyle. Sağlıcakla kalın.