Aşk mı Mantık mı?

Bu soruya uzun yıllar aşk cevabını verdim. Ancak 25’li yaşlarımda bu cevaba olan güvenim sarsılmıştı.

Bir arkadaşımla karşılaşmıştım, bıcır bıcır bir insandı. Öğretmen olmuştu merkezi bir yerde. Konuştuk biraz, belirli yaştan sonra insanlar sevgilin var mı diye sormaz da söz, nişan var mı diye sorar ya, ben de öyle sormuştum. Düşünüyoruz dedi ama oldukça donuk, heyecansızdı. Sonrasında hayatımın geri kalanında unutamadığım, beni çok fazla şaşırtan bir konuşma yaptık.

“Kafamda kimse yoktu, aşık olmaya zamanım da yoktu” diye devam etti. Aşk o kadar küçüldü ki o an , anlamsızlaştı. Yıllarca izlediğim onca film okuduğum onca kitap arkadaşımın her cümlesinde biraz daha inandırıcılığını kaybetti. “Biri vardı, beni sevdi sonra ben tayin oldum” dedi. Hiç düşünmediği bir anda, hiç tanımadığı bir adam O uzaktayken de O’nu sevmeye devam etmişti. “Yeni okuluma geçince hiç arkadaşım olmadı, arkadaşım oldu, aradıkça konuştuk” dedi. Neredeyse bir yıl, hiç arkadaşı yokken arkadaş olmuştu o adam. “Konuşa konuşa aşık oldunuz demek dedim” bir iç çekti ve hayatım boyunca unutamayacağım o market alışverişi listesi kıvamında derdini anlattı. “Bileklerim ağrıyor” dedi, ben bi duraksadım “Market poşetlerini taşımaktan yoruldum, su alıyorum taşıyamıyorum 4. kata” dedi sonra. Nasıl olmuştu da o hayat dolu, sevecen hayalleri olan kız böyle bir sebepten evliliği düşünüyordu. Yıllarca bize öğretilen , anlatılan, gösterilen onca metafor o kadar yalan kalmıştı ki arkadaşımın hikayesinin yanında sevmekten utandım.

Başlarda şaşırsam da zamanla daha iyi anladım O’nu. Hikayenin devamını ben de bilmiyorum, koptuk bir şekilde. Zaten korktum öyle bitmesinden “Sonradan sevmiştir, aşık olmuştur” ya da “aşık olabileceği biri çıkmıştır karşısına” diye kendimi avuttum.

O gün anladım aslında sadece aşkın karın doyurmadığını. Peki mutlu bir evliliğin sırrı mantık mı? O da değil. Hem Aşk hem mantık. Mutlaka istisnaları da olmuştur ancak rot balansı bozuk arabalar gibi ya sağa ya sola çeker hayat sizi birinin yokluğunda.

Sen evlen benle abla
Bu konuda ilginç bir anektod da rahmetli Azer Bülbül ile Yıldız Tilbe arasında (Ot dergisi – 2015 01 sayısı) geçiyor. Azer Bülbül Yıldız Tilbe’yi arayıp “Abla ben evlenmek istiyorum” diyor. Yıldız “Annen, baban bulsa daha iyi olur” diyor haklı olarak ama Azer , Yıldız’ın kuzenlerini , arkadaşlarını, tanıdıklarını soruyor sıra sıra. Yine olumsuz yanıt alınca “Sen evlen benle abla” diyor. Tabi Yıldız Tilbe bildiğimiz o tatlı sert üslubuyla Azer Bülbül’ü haşlıyor.

yildiz-tilbe-azer-bulbul-anektod-sen-evlen-benle-abla

Çocuksu bir haylazlıkla bu anektodu ilk okuduğunuzda gülebilirsiniz, yadırgayabilirsiniz ancak bir insanın “biriyle evlenmek istemesi” ile “evlenecek birini istemesi” arasında muazzam bir dram var bence.

Yorum Yapabilirsiniz

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir