Erkeklerdeki Evlilik Korkusu

Çok klişe ve çok tartışılan bir konu olmasına rağmen dünyada ve özellikle ülkemizde erkeklerdeki evlilik korkusunun sebebinin, kökeninin yeterince araştırılmadığı ve genellikle sadece arkadaş ortamlarında sözünün edildiğini kabul etmeliyiz. Oysaki sıradan bir isim tamlaması gibi gözükse de bu kalıp, içinde insanlığa dair çok önemli temelleri bulunduruyor. Bunun için öncelikle kelimeleri teker teker ele almakta fayda var.

 

Erkeklerdeki Evlilik Korkusu

Korku, her insanda az ya da çok, dürtü ya da fobi olarak mutlaka bulunan, temeli ölüme ve fiziksel bedenin yok oluş fikrine dayanan bir duygudur temelde. Psikanalizin kurucusu olan Sigmund Freud’un kurduğu sistemdeki en büyük yanlışı, şimdiki nerdeyse bütün psikolog ve psikiyatristlerin kabul ettiği gibi sisteminin temeline ölümü değil, cinselliği koymasıydı. Günümüz psikoterapi yöntemlerinin en yeni ve en işleyeni olan varoluşçu psikoterapinin kısa zamanda bu kadar kabul görmesinin sebebi de Freud’un yaptığı bu yanlışı düzeltmek olmuştur zaten. Kısacası ne korkusu olursa olsun, temelinde ölüm olduğunu aklımızdan çıkartmamakta fayda var. Bunun ilkçağdaki atalarımızın hayatta kalma dürtüsüyle genlerimize işlediğini unutmamak gerek.

Evlilik denince aklınıza ilk geleni söyleyin diye sokaktaki 100 kişiye sorsak verilecek cevapları az çok hepimiz tahmin edebiliriz sanırım. Çoğunluğu maddiyat tabanlı, düğün, alyans, tektaş, birçok kelime. Ama evliliğin de günümüzde gerçek anlamını ve kökenini araştıran, işin manevi dugusal yönünü gerçekten merak eden kişi sayısı gerçekten çok az. Bunun için de yine ilkçağlarda yaşayan atalarımızı ve hatta Adem-Havva ikilisini incelemek lazım.

O zamanlarda nikah memuru, gelinbaşı, yüz görümlüğü gibi kavramların çok uzağında yaşayan atalarımız için hayat aslında çok basit ve nispeten güzeldi; avlan ve saklan. Ev kirası, trafik stresi, doğalgaz faturası kabusu, patron dırdırı yok düşünsenize… Hoşlanılan kıza açılmak için tereddütte kalmak, “seviyorsan git konuş abi bence” diyen bir kanka yok. Herşey açık ve net. Kadın erkek arasında cinsel bir çekim oluştuysa artık onlar bir çiftler. Beden dilinin konuşma diline karşı bariz üstünlüğünün olduğu bu dönem aslında bir nevi insanı insan yapan özelliklerin zirve yaptığı dönem. İşin duygusal ve romantizm boyutunun olmadığı fikrine kapılabiliriz fakat bu da tıpkı korku gibi bilinçaltımızda varolduğumuzdan beri bulunan, bilinç düzeyinde gözlemlenmese de içimizdeki bir olgu.
Adem-Havva’yı düşünelim, Adem’in Havva’dan başka bir alternatifi var mıydı? “Ben esmer sevmiyorum tanrım sarışın yok mu acaba?” diyebilir miydi? Belki de demiştir bilemeyiz tabi ki ama bu başlangıcın bize verdiği ipucu kesinlikle hayatı birisiyle paylaşma zorunluluğumuzun olduğu ve bu kişinin de karşı cinsten olması gerekliliği.

Şöyle düşünelim; cinsiyet ayrımı olmasaydı dünya nasıl bir yer olurdu? Nasıl çoğalırdık? Hayatımız neye benzerdi? Enteresan bir ütopya gibi görünmesine rağmen eski mitlerde bunlarla ilgili birçok efsane bulunuyor. Bunlardan belki de en ilginci Yunan mitolojisinde geçiyor. Efsaneye göre insanlar ilk başta 4 kollu ve 4 bacaklı, birbirlerine yapışık birer çift olarak yaşayan varlıklardı. Dünyada huzur ve mutluluk vardı. Fakat zamanla insanlarda kibir başladı ve Zeus’u unuttular. Buna çok kızan Zeus ise bakanların gözlerini kör edecek parlaklıktaki kılıcıyla insanları cezalandırmak için hepsini ruhlarıyla birlikte ikiye böldü ve her bir yarıyı birbirlerinden uzak bir şekilde dünyaya dağıttı. Günümüzde ruh eşini arama olayı da işte Zeus’un bu lanetine dayanır.

Görüldüğü gibi sokaktaki 100 kişinin çoğunluğunun Zeus’tan haberi yok. Olsaydı cevapların içinde kılıç diyen de çıkardı…

Gelelim bu korkunun neden özellikle erkeklerde görüldüğüne. Yine sokaktaki 100 kişiye sorsak bu seferki cevapların maddi değil daha çok manevi boyutta olduğunu göreceğimiz aşikar. “Bağlanma sorunu yaşıyorum”, “Evlilik çok büyük sorumluluk”, “Karşıma istediğim gibi birisi çıkmadı”, “Kimseye güvenemiyorum”. Bir de tabi ki “evlenip balayına gideceğime…” diye başlayan özlü sözleri kullanan yurdum Casanova tipleri var ki onlar ayrı bir araştırma konusu. Ama yine de bu cevapların nerdeyse hepsinin temeli korku gibi bir diğer varoluşsal anksiyete olan sorumluluktan kaynaklanıyor.

Olayın başına dönersek önce Adem’in dünyaya geldiğine dair kimsenin bir itirazı olamaz sanırım. Bu da bizi diğer bir ipucuna götürüyor; sorumluluk erkeğe verilmiş. Dini metinlerde geçen kadının erkeğin kaburga kemiğinden yaratılması konularına girmeden net olarak kabul edilmesi gereken konu bu. Bunu ayrımcılık ya da üstünlük olarak değil, varoluşsal bir gerçek olarak görmemiz lazım. Bu sorumluluğu tamamen yüklenmek, ruh eşini bulup paylaşmak ya da erkekliğin onda dokuzunu hatırlayıp bundan kaçmaksa kişinin karakteriyle paralel olarak kendi tercihine kalmış.
Tüm bunların ışığında isterseniz Zeus’a küfredebilirsiniz, isterseniz evlilik vaadiyle kandıran erkeklere küfredebilirsiniz, isterseniz de oturup insanların, psikolojinin, sosyolojinin ve tarihin kökenlerini araştırabilirsiniz.

Kırmızı Hap Mavi Hap - matrix

Neo’nun da belirttiği gibi, sorun “seçim”…

Aşkım Bunu Da Yapalım Mı?

Aşk hayatınız boyunca “Aşkım bunu da yapalım mı?” sorusunu duymuşsunuzdur tabiki ama evlilik sürecinde bu soruya daha akılcı yaklaşmanız gerekir. Bu olaya tamamen marjinal fayda olarak bakmanızda yarar var. Yani konuyu masaya yatırın ve konuşun;

 

  • Karları nedir / zararları nedir?
  • Bunu yaparsak ne olur / yapmazsak ne olur?
  • Bunu daha farklı bir yolla yapabilir miyiz?
  • Bunu başka bir zaman yapabilir miyiz?
  • Bunu daha ucuza yapabilir miyiz?

Aşkım Bunu Da Yapalım Mı?

 

Örneklerle biraz netleştirebiliriz bu konuyu

Buzdolabı Alırken Neye Dikkat Etmeliyiz ?

Buzdolapları evimizin temel ihtiyaçlarından biridir.Beyaz eşya satan bir yere gidiyoruz , aklımızda eni , boyu , rengi dışında pek bişey olmuyor.Sonrasında yaşadığımız sıkıntılar ve beklentilerimizi karşılamadığı durumda hayıflanmamız için çok geç kalınıyor.

Buzdolabı alırken neye dikkat etmeliyiz ?

Buzdolabı Alırken Neye Dikkat Etmeliyiz ?

  • Oturacağımız evi netleştirmeliyiz , buzdolaplarının eni ve boyunun bir standartı yok önceden alıyorsunuz , ancak aldığınız buzdolabının boyu ya da eni sığmıyor , buzdolabı için tasarlanan alana.
  • İçinin hacmi sizin için ne kadar önemli , ihtiyaçlarınızı düşünmelisiniz , derin dondurucu alanı sizin için daha mı önemli , yoksa normal kısmı mı , buzluk kısmını daha aktif ve çok gıda tutacaksanız buzluk kısmının hacmi geniş bir buzdolabı almanızda yarar var.
  • Eğer boyunuz kısa ise mesala buzluk kısmı herzaman normal kısmından daha az kullanılır.O zaman buzluk kısmı altta , normal kısmı üstte olan buzdolapları şekil olarak sizin gözünüze farklı da gelse tercih etmeyiniz.Her gün son katına ulaşmak sizi yoracaktır.
  • Çift kapılı buzdolapları almaktansa tek kapılı buzdolapları daha az enerji ile daha verimli çalışmaktadır.
  • Meyve ve sebzelerinizin buzdolabında ne kadar taze kalacağı tahminen yeni teknolojilerde bilinmektedir.Bu mutlaka satıcıya sorulmalıdır.
  • Nem oranı yüksek bir şehirde yaşıyorsanız Nofrost kesinlikle alınmalıdır , küflenme oranı azalması için.
  • Renk işi tamamen kişinin zevkine ve parasına kalmış bir durum :) Evet sadece zevkine değil malesef ilgili seçmiş olduğunuz buzdolabı beyaz değil de gri ise , yeşil ise yok kırmızı ise daha çok para vermeniz gerekiyor .Grinin tercih edilmesini istemem , çünkü temizlik ne kadar yapılırsa yapılsın o parmak izleri yok mu , o kadar temizliği anında bitirir :) Beyazdan şaşmayın derim .

 

Size iyi alışverişler diliyorum , umarım biraz olsun faydalı olabilmişizdir.

Ev’len

Ev’len

Evliliğin gelin ve damattan sonra olmazsa olmazı “ev” . Ev ararken de büyük ihtimalle emlakçılarla tanışacaksınız. Öncelikle bunun bir meslek olduğunun altını çizeyim ve işini çok iyi yapan emlakçılar olduğunu da ekleyeyim. Gelin öncelikle bir ev tutarken ödeyeceğimiz emlak komisyonlarını bir öğrenelim.

 

Ev Satın Alırken ne kadar Emlak Komisyonu ödenir?
Kanunen hem alıcıdan hem de satıcıdan %3 emlakçı komisyonu alınır. Burada bilinmeyen iki husus var. Birincisi çoğu zaman satıcı komisyon ödemez yani sadece alıcıdan emlakçı komisyon alabilmiş olur. İkincisi de bu tutarın KDV çıktıktan sonra belirlenmesi. Yani %3 hesaplandıktan sonra miktar 1.18 e bölünür. Örneğin %3’ü 1180 TL olan satış bedelinden emlakçı 1000 TL komisyon alabilir. Bu oranlar belirli çerçevelerle belirlense de pratikte satıcı ve alıcı ile yapılmış konuşmalar geçerlidir.

Yeri gelmişken ev satın alırken satış bedelinin %4’ü ve bir miktar döner sermaye (2015 yılında 500 TL civarında) Tapuya ödenir. Ayrı bir anlaşma yapılmamışsa bu bedeli %2 alıcı %2 satıcı öder.

İçiniz karardı ve ev almaktan soğudunuz, biliyorum. Haydi kiradaki duruma bakalım o zaman.

Peki, Ev Kiralarken Emlakçıya ne kadar öderim?
Yine yazılı olarak yıllık kira bedelinin %12’si. Kısa bir hesap için kirayı 1.44 ile çarpabiliriz. Örneğin kirası aylık 1000 TL olan bir ev kiralarsanız 1440 KDV’li bir tutar komisyonunuz olur. Yine %18 KDv düşmek için 1.18’e bölersek elimizde 1220.3 TL kalır. Teorisi böyle olsa da emlakçılar pratikte 1 aylık kira bedelini kiralama bedeli olarak alırlar.

Kira komisyonuyla beraber bilmemiz gereken 2. bir konu da depozito. Depozito mal sahibinin güvence bedeli aslında, evi yıkar salonun ortasına s.çar gidersen cepten temizlememek için bir miktar nakitini rehin alıyor.

2015 itibariyle çıkan yeni kanunun 342. maddesi diyor ki depozito 3 aylık kira bedelini geçemez. Pratikte ev yeni değilse 3 kiraya kadar çıkmıyorlar ama hızını alamayan ev sahipleri için ilk defa getirilen bu üst sınır iyi olmuş. Diğer bir güzellik ise depozitonun ev sahibine değil de bankada vadeli bir mevduat hesabına yatırılacak olması. Burada amaç paranın değer kaybetmemesi. Buna ev sahibini kanuni hakkınız olsa da ikna edemeyebilirsiniz. En azından 1 kira, 1.5 kira gibi kiraya oranlı depozito verin de alırken de en azından o oranda paranız değer kaybetmesin. İstanbul’da genellikle 5-10 yıl arası evlerde 2 , 10 yıldan yaşlı evlerde 1 depozito isteniyor ancak emlağın bulunduğu semt bu genellemeleri bozabilir.

Bu kadar kiradan bahsetmişken kira artışından da bahsedeyim bari. Üretici Fiyat Endeksi (ÜFE) üst sınır. 2015 yılında %8 civarındaydı. Yani 1000 TL kira ödeyen birine 1080 TL üzerinde zam yapılamaz. Sözleşmedeki artış oranı, hakkaniyet ilkesi ve emsal kira bedelleri şeklinde 3 kriter var. Hakkaniyet ilkesi, eski kiracı indirimini içeriyor (Yargıtay kararları tarafından da kiracıyı koruyan dava kararları var.Eski kiracıların kiralarının yeniden belirlenmesinde, emsal kira bedelleri üzerinden yüzde 15 indirime gidilmesini benimseniyor).

Yine 2015 yılında çıkan yasanın 344. maddesiyle dövizle ödenen kiraların 5 yıl geçmedikçe yeniden belirlenemeyeceği de hükmedildi. Yani kiranız 1000$ ise 5 yıl 1000$ :)

Ülkemizde işler biraz farklı yürüse de insanın kanuni haklarını bilmesinin önemli olduğuna inanırım. Tapusunda sizin ya da ev sahibinizin adı yazsın çok önemli değil, her şey bir yana, sağlık ve mutlulukla oturabileceğiniz bir eviniz olsun.

Nikah Şekeri Modelleri

Nikah Şekeri Modelleri

Düğünlerde bir gelenek haline gelen nikah şekerleri , düğününüz sonrasında herkeste bir anınız kalması adına , gelen davetlilerinize hoş bir sürprizdir.

Herkes ister ki nikah şekeri çok güzel olsun , çok değişik olsun , uzun seneler muhafaza edilebiliyor olsun ama nasıl olsun , nikah şekeri modellerini sizinle paylaşmak istiyorum.İçinden mutlaka kendi şekerinizi yaratacak bir fikir bulabilirsiniz veya aradığınız nikah şekerini bulabilirsiniz.

 

Nikah Şekeri Modelleri

Çiçek Keseleri 

Hoş ve kalıcı kokusu olan kurutulmuş çiçeklerin keselere doldurulması.

Magnetler

Değişik tasarımda buzdolabı magneti yaptırabilirsiniz , çok yakınlarınız için anlamlı olabilecek bir buzdolabı magneti mesela ikinizin bir fotosunun olduğu küçük bir magnet olabilir.

Kahve Tüpleri

Ağzında mantar olan içinde türk kahvesi olan cam tüpler.Üzerinde düğün tarihi ve isminiz yazabilir.

Porselen Kutular

Bir takım küçük takılarınızı , eşyalarınızı koyabileceğiniz süslü porselen kutular.

Şeker Keseleri

İçerisine renkli draje ya da badem şekeri konulan keseler.

Fidan Bağışı

Her bir davetliniz için bir ağaç dikmek istemez misiniz , her davetlinizin adına bir fidan diktiğinizin küçük kartlarda sertifikası ya da kitap ayracı şeklinde sertifikaları verebilirsiniz.

Teknolojik Nikah Şekeri

Eğer teknoloji ile fazla iç içe iseniz , teknolojik bir çift olarak anılıyorsanız , o zaman paraya kıyıp bu değişik tasarımı yapabilirsiniz :)

Minik USB ( Flash Bellek ) , üzerinizde isminiz yazan USB ler verebilirsiniz.Maddi olarak diğer seçeneklere göre pahalı olacağının altını çiziyorum , ama kaç kere evlenicez de diyebilirsiniz :)

Fortune Cookie ( Şans kurabiyeleri )

Daha önce bu kurabiyeleri görmemiş olabilirsiniz , çok küçük  ama insanı gülümsetebilen güzel bir sürpriz.Fortune cookie daha öncesinde bir nikah şekeri olarak birilerine verildi mi bilmiyorum , maliyeti ne olur onu da çok bilmiyorum ama benim aklımda olan hoşuma giden bir fikir oldu. Şans kurabiyeleriniz olacak süslü bir ambalajın içerisinde , davetlileriniz şans kurabiyelerini kırmalı saklamamalı , şans kurabiyeleini kırdıklarında sizinle ilgili küçük mesajlar yazabilir .Örneğin “Ayşe ve Mehmet birbirini çok seviyor “, ” Ne iyi ettiniz de geldiniz ” , “İyi ki geldiniz ” , ” İnşallah bi çeyrek takmışsınızdır ” … vs gibi esprili veya duygusal mesajların barındığı şans kurabiyeleri bence güzel olabilir.

 

Kendi nikah şekerinizi kendiniz yaratmanız dileğiyle , sağlıcakla kalın…

Tam Yerine Rast Geldi Manzara Koyduk

Tam Yerine Rast Geldi Manzara Koyduk

Daha önceden bahsetmiştim aslında , eş adayınızın ailesiyle tanışmak ateşten bir gömlek. Kelebek etkisi gibi her davranışınız her sözünüz ilişkinizi ve tanıştığınız insanların algısını etkiler. Bu sebeple susmak gayet mantıklıdır. Ortamda sizin yerinize konuşan birilerinin olması ya da ortamdaki bazı kişilerle (Kız arkadaşınızın kuzeni ya da önceden tanıştığınız halası gibi) daha önceden ısınma turları yapmış olmanız elinizi güçlendirir ama ne yaparsanız yapın sonsuza dek susamazsınız.

 

Tam Yerine Rast Geldi Manzara Koyduk

Gerekmedikçe ve soru sorulmadıkça konuşmamak ne kadar sağlıklı olsa da burada ufak bir püf nokta var, atlamamamız lazım. Devamlı susan ve yorum yapmayan biri bu sefer de kötü bir önyargı oluşturur. Suskun, pasif, mal gibi bir damat adayını takdir edersiniz ki kimse bağrına basmaz. Benim önerim sessizliklerinizde çok iyi gözlemler yapın ve en doğru anı kollayın. Ancak tam yerinde tam zamanında öyle bir laf edin ki suskunluğu asaletindenmiş diyebilsinler. Bu kuralın adına çocukluğumda defalarca duyduğum “Tam Yerine Rast Geldi Manzara Koyduk” kuralı diyorum ben. 2 saatlik bir konuşmada en fazla 2 defa şansınızı denemelisiniz. Yeterince iyi bir etki yaratamazsanız yine mal olarak hatırlanacaksınız bu yüzden emin olmadan hamle yapmayın. Uygun ve güzel bir espri yapabilirseniz akıllı görünmenin yanında sempatik de olabilirsiniz. Bu fırsatı kaçırmayın.

Eskiden televizyonlarda teknik bir arıza olduğunda manzara resmi koyulurdu. Buna gönderme olarak ortaya çıktığı söylenen ve dilimize pelesenk olan bir “Olacak O Kadar” sözü Tam Yerine Rast Geldi Manzara Koyduk aslında.

Aç gözünü seyret tekrarı yok bunun
İşimiz muhabbet efkarı yok bunun
Arada bir dilimiz sürçer ise af ola
Tutmasını biliriz de kemiği yok bunun

Olacak, olacak, olacak o kadar
Olacak, olacak, olacak o kadar

Niyetimiz kimseyi kırmak değildir
Şuradakini buraya koymak değildir
Arada bir zülfü yare dokunduk
Tam yerine rast geldi manzara koyduk

Olacak, olacak, olacak o kadar
Olacak, olacak, olacak o kadar

Hazır bu kadar girmişken konuya emeği geçen her isme değinmek istedim
Grup Gündoğarken, Olacak O Kadar jenerik müziği (1986)
Söz Müzik : İlhan Şeşen
Düzenleme : Grup Gündoğarken , Tarık Sezer

Yine araştırırken beni şaşırtan bir diğer bilgi de Yılmaz Erdoğan’ın TRT 1 yıllarda Olacak O Kadar yazar ekibinde olması. Merak Edenler için tam kadro Levent Kırca , Yılmaz Erdoğan , Sedat Bilgin , Alpagut Eren, Nuray Mesci

Evlilikle İlgili Fahiş Fiyatlandırma

Evlilikle İlgili Fahiş Fiyatlandırma

Evlilikle ilgili fahiş fiyatlandırmadan kastım her şeyin “Bir defa” evleniyoruz mottosuyla ederinin beş misline çakılmaya çalışılması.

 

Evlilikle İlgili Fahiş Fiyatlandırma

Sistemin içindeki bir firma ufak da olsa bir eleştiri getirmiş sisteme ki hoşuma gitti. Ne zamandır bu konuyla ilgili yazmak istiyordum. Karaca’nın konuyla ilgili 2016 doğumlu taze çıkmış reklam filmini paylaşalım önce.

14 Şubat Sevgililer Günü

14 Şubat Sevgililer Günü

Sevgilisi olan var olmayan var , sevgilisi olup parası olan var olmayan var , sevgilisi olsa ne güzel süprizler yapacak olan var olmayan var …

14 Şubat Sevgililer günü kimi çiftler için vazgeçilmez bir gün iken , kimi çiftler için de 15 şubattan ya da 13 şubattan farkı olmayan bir gün. Sevgilimize , eşimize sevgimizi göstermek için koca bir yıl beklemek sizce de saçma değil mi , hem de 14 şubatta bir süpriz yapacağını beklediği için şaşırır gibi yapıp şaşırmamak aslında :)Sıradan bir günde aynı süprizi yapsak inanın karşıdaki kişi kendini çok daha özel ve mutlu hissedder bu tez konusu bile olabilir :)

Ançüez, Ispanak, Pırlanta

Ançüez, Ispanak, Pırlanta

Ançüez, Ispanak, Pırlanta

 

Yaratıcı yazma diye -çok- eskilerden günümüze kadar gelebilen bir gelenek var. Üç kelime seçiliyor ve bunlarla ilgili bir hikaye yazılıyor doğaçlama olarak. Birbirinden ne kadar kopuksa bu üç kelime , okuyucu o kadar heyecanlanıyor.

Bu yazıda güçlü bir etki bırakmak için seçtim bu kelimeleri. Değinmek istediğim konu da tam olarak bu aslında, algının ve zihnin yönlendirilmesi. Vuruculuğu arttırmak için çok kısa ve öz ifade edeceğim bu üç kelime arasındaki ilizyonu.

Ançüez
Bildiğimiz hamsi. Tuzla, yağla salamura edilmiş genellikle de turşu gibi kavanozda muhafaza edilen bir yiyecek. Çocukluğum Ninja Kaplumbağalar (Teenage Mutant Ninja Turtles) ‘daki ançüezli pizza hayaliyle geçti, gençliğim ise o kötü tad ve hayal kırıklığıyla. Küçük bir araştırmayla dünyada da birçok kişinin tadından müzdarip olduğunu görebilirsiniz. Gelelim işin ilizyon kısmına. Amerika’da üretilen ancak piyasada bekleneni bulamayan ançüez Ninja Kaplumbağalar ile insanların bilinçaltına yerleştiriliyor. Öyle ki sektörden çekilecek firma sipariş yetiştiremez hale geliyor.

Bu olayın bir de Türkiye ayağı var. 90’ların başında bir pizza zinciri Türkiye’ye geliyor. Ancak pide, lahmacun, kebap aşığı Türkler pizzaya bir türlü ısınamıyor. Pizza zinciri kapanıyor. Ardından ilk özel televizyonlar açılıyor ve tüm dünyayı kasıp kavuran çizgi film neredeyse bedavaya bu özel kanala satılıyor. Beraberinde kalem traşlar, çantalar, yapıştırmalar derken pizzayı ağzına sürmeyen bir nesil pizza hayaliyle yanıp tutuşmaya başlıyor. Ardından pizza zinciri yeniden açılıyor. Leonardo, Raphaël, Michelangelo ve Donatello. Bu dört isim çok masum görünse de ben pizzayı da ançüezi de onlarla tanıdım ve bu algı operasyonunun tanıklarından biriyim.

popeye-sailor-man-temel-reis

Ispanak
Sırada ikinci kelimemiz var. Ispanak. Yukarıda anlatılanlar zemini hazırladığı için çok şaşırmayacağınız bilgiler paylaşacağım. 1929 yılında Elzie Crisler Segar tarafından Temel Reis (Popeye) isimli bir çizgi film oluşturuluyor. Ispanak yedikçe Kabasakal(Bluto)’ı tokat manyağı yapan , Safinaz(Olive) ile ilişki durumu karışık olan kahramanımızı bilmeyeniniz yoktur. Ne yazık ki yıllar sonra ıspanakta çok az demir olduğu ortaya çıkıyor. Peki ama çocukluk hayallerimizle neden oynadılar? Cevabı basit. Savaş zamanı askerler için üretilen milyonlarca konserve savaş bitince elde patladığı için tüm dünyaya ıspanağın ne kadar faydalı olduğu yalanı pompalanıyor.

Temel Reis’te tütünün özendirilmesiyle ilgili de birçok eleştiri mevcut ve ne gariptir ki bir çizgi filmde yıllarca ağzında pipo olan bir denizci izliyoruz. Aynı zamanlarda tütün ticaretinin artışı ve ihraç edilişi göz önüne alındığında bunun da masum bir tesadüf olmadığı ortaya çıkıyor.

ve Pırlanta
Gelmek istediğim noktayı hissettirebildiysem ne mutlu. Yanlış anlamayın, ben yukarıda bahsedilen olayları eleştirmiyorum bilakis çok iyi planlanmış ve uygulanmış harika stratejiler olarak görüyor ve saygı duyuyorum. Çocukken hayalini kurduğum ançüezli pizza ya da ıspanak gibi aslında , almam gerektiğini düşünüyorum , neden niye bilmiyorum. Kendimizi çok akıllı sanmamıza rağmen algımızın ve hatta kendi adıma konuşursam bizzat kendi algımın böylesine bir ilizyona uğratılmasına şaşırıyor ama saygı duyuyorum.

Yurt Dışında Evlenmek

Yurt Dışında Evlenmek

Yurt dışında evlilik birçok insan için özenti ve hava atmak için yapılan bir eylem gibi  görünse de nikah gününü sade ve stressiz, sevdiğin insanlarla geçirmek için mükemmel bir tercih olabilir.

 

Yurt Dışında Evlenmek

  • 1
  • 2