Kategori arşivi: gelenekler

Tam Yerine Rast Geldi Manzara Koyduk

Daha önceden bahsetmiştim aslında , eş adayınızın ailesiyle tanışmak ateşten bir gömlek. Kelebek etkisi gibi her davranışınız her sözünüz ilişkinizi ve tanıştığınız insanların algısını etkiler. Bu sebeple susmak gayet mantıklıdır. Ortamda sizin yerinize konuşan birilerinin olması ya da ortamdaki bazı kişilerle (Kız arkadaşınızın kuzeni ya da önceden tanıştığınız halası gibi) daha önceden ısınma turları yapmış olmanız elinizi güçlendirir ama ne yaparsanız yapın sonsuza dek susamazsınız.

 

Tam Yerine Rast Geldi Manzara Koyduk

Gerekmedikçe ve soru sorulmadıkça konuşmamak ne kadar sağlıklı olsa da burada ufak bir püf nokta var, atlamamamız lazım. Devamlı susan ve yorum yapmayan biri bu sefer de kötü bir önyargı oluşturur. Suskun, pasif, mal gibi bir damat adayını takdir edersiniz ki kimse bağrına basmaz. Benim önerim sessizliklerinizde çok iyi gözlemler yapın ve en doğru anı kollayın. Ancak tam yerinde tam zamanında öyle bir laf edin ki suskunluğu asaletindenmiş diyebilsinler. Bu kuralın adına çocukluğumda defalarca duyduğum “Tam Yerine Rast Geldi Manzara Koyduk” kuralı diyorum ben. 2 saatlik bir konuşmada en fazla 2 defa şansınızı denemelisiniz. Yeterince iyi bir etki yaratamazsanız yine mal olarak hatırlanacaksınız bu yüzden emin olmadan hamle yapmayın. Uygun ve güzel bir espri yapabilirseniz akıllı görünmenin yanında sempatik de olabilirsiniz. Bu fırsatı kaçırmayın.

Eskiden televizyonlarda teknik bir arıza olduğunda manzara resmi koyulurdu. Buna gönderme olarak ortaya çıktığı söylenen ve dilimize pelesenk olan bir “Olacak O Kadar” sözü Tam Yerine Rast Geldi Manzara Koyduk aslında.

Aç gözünü seyret tekrarı yok bunun
İşimiz muhabbet efkarı yok bunun
Arada bir dilimiz sürçer ise af ola
Tutmasını biliriz de kemiği yok bunun

Olacak, olacak, olacak o kadar
Olacak, olacak, olacak o kadar

Niyetimiz kimseyi kırmak değildir
Şuradakini buraya koymak değildir
Arada bir zülfü yare dokunduk
Tam yerine rast geldi manzara koyduk

Olacak, olacak, olacak o kadar
Olacak, olacak, olacak o kadar

Hazır bu kadar girmişken konuya emeği geçen her isme değinmek istedim
Grup Gündoğarken, Olacak O Kadar jenerik müziği (1986)
Söz Müzik : İlhan Şeşen
Düzenleme : Grup Gündoğarken , Tarık Sezer

Yine araştırırken beni şaşırtan bir diğer bilgi de Yılmaz Erdoğan’ın TRT 1 yıllarda Olacak O Kadar yazar ekibinde olması. Merak Edenler için tam kadro Levent Kırca , Yılmaz Erdoğan , Sedat Bilgin , Alpagut Eren, Nuray Mesci

Düğün Alışverişi Öncesi Araştırma

Evliliğe karar verirken önce sevginden emin olup oluşacak zorluklara ne kadar hazır olduğunu hissetmen lazım.

 

Düğün Alışverişi Öncesi Araştırma

Damat ve Gelin adaylarının her ne kadar yürekleri pır pır etse de nişan alışverişi, kına alışverişi derken düğün alışverişine bir adım kala dönülmez akşamın ufkundaymış gibi bir hüzün kaplar yürekleri. Biran evvel evlenme ile geri adım atma arasında gel gitler yaşanır. Babasının, annesinin yanını yuva bilmiş kişiler bir anda kendi yuvalarını kuruyor olmanın telaşı içinde olurlar. Bu aşamada her iki ailenin de maddi ve manevi zorluklarda çocuklarının yanında olduğunu hissettirmesi ve onlara güven vermesi eş adaylarını da rahatlatacaktır.

dugun-gelin-kuafor

Naçizane bazı tavsiyelerim olabilir; alışverişe çıkmadan önce bir piyasa ve fiyat araştırması yapmakta fayda var. Zira topluca gidilen alışverişlerde nasıl olsa itiraz etmeyip alırlar diye bire satılan malları üçe beşe satabilirler. Bu tür fahiş fiyatlandırmalardan korunmak ve buna prim vermemek için ön araştırma çok önemlidir. Konuyla ilgili bir anımı anlatsam başınızı ağrıtmış olmam inşallah. Bir yakınımızın düğünü için kuaföre gidilecekti. Bir grup aylar önceden ayarlanmış meşhur kuaföre gitti gelinle birlikte, diğer grup ise kalabalık olmasın diye mahalle kuaförüne gitti. Genel anlamda mahalle kuaförünün saç ve makyajı beğenilirken diğer kuaförde gelin hariç kimse saçını ve makyajını beğenmemiş, kıyametler kopmuş ve tartışmalar yaşanmıştı. Hem fazla verip hem de memnun kalmayıp en hafif ifadeyle kazık yemişlerdi. Buna benzer birçok olaya şahit oldum. Sadece kuaför özelindeki bu anıdan yola çıkarak diğer kalemlere de bu tavsiyeyi yazarsanız ön araştırmanın ne kadar önemli olduğunu görmüş olursunuz.

 

Kolaylıklar ve mutluluklar dileğiyle;

Kaynana.

Ömrümün 5 Yılı Tanışmada Gitti

Tanışmalar hep kız tarafında olur.Erkek tarafı ailesi ile birlikte kızın ailesinin evine tatlılarını alıp gelirler.Kızın ailesi hazırlanır , börekler ,poğaçalar , sütlü tatlılar ve daha bir sürü şey ..

Kızın ömrünün bir 5 yılını bıraktığı yerdir tanışma :) Misafirler gelir nasılsınız vs ve derin bir sessizlik (sinir bozucu ) oradan biri Eeee —– diye lafa girer ve startı verir . Sözde adı tanışmadır ama daha çok damat adayının ailesi ile tanışma oluyor.Damat adayı ve gelin adayı o sırada olsa da olur olmasa da , çünkü bu iki kişiyle de konuşan olmuyor.

Hemen kahveler hazırlanıyor .Evet geliyoruz servis kısmına misafir misafiri ağırlıyor , yo yo önce şuna ver ona götürüyorsun yo yo önce buna ver , ona götürüyorsun yo yo ben almam önce şuna ver , evet içinden yeter artık diyorsun .Oysa ki herkese yetecek kadar kahve var :) En sonunda damat adayına kahveyi götürdüğümde o da annene ver dediğinde taştığım nokta olmuştu “Al şunu ” şeklinde bir laf ağzımdan çıkıverdi , 3 dkda yapacağım servisi 10 dkda yapınca insan haliyle gerilebiliyor :)Kahveler içilir , kahvenin bittiğini anlamak zor kimi telvesini de içebiliyor kimi sulu bırakıyor , alıp almamak da kararsız kalıyorsun.Zaten kızın görevi en zaından benim kendime görev bildiğim tek şey tanışmada servisin yapılması ve onların toplanması olmuştu.Kahveler toplanır , sıra çaylara ve pasta börek servis edilmesine gelir ve tabi ki yine bir ağırlama seremonisi ile yine karşı karşıya kalırsınız .

Kahveler içildi , çaylar içildi bardak bardak , pastalar börekler yenildi , konu hala bize gelemedi.Konu ne zaman bize gelecek sorusu kafamın içinde büyüdükçe büyüyor .Bizim hakkımızda açılmayan her konuda ve bu konuyu açan kişiye gözlerimden bir ejderha gibi ateş çıkarıyordum :) Hak yemiş olmayayım arada bir es bırakılıyordu , derin bir sessizlik bir konuya girer gibi beklemek şeklinde , ama yok sonra oradan bir eee —- ( bilmem kimin kızı noldu , bilmem ne konusu ) şeklinde o sessizliği bozduğu anda kafamın içinde yine “ne zaman bize ” gelecekler sorusu büyüyor.Çünkü ben aileme söz tarihi gelince konuşulacak demişim ama muhabbet filan açılmıyor.Tabii ki kız o sırada erkek tarafının ailesini sıkıştıracak hali yok , kimi sıkıştoracak biricik eş adayını yanına alır ve başlar kafasının etini yemeye , ee ne zaman bizi konuşacaklar , bizi unuttular , babana söylesene konuya girse yaa vs vs… Yok valla konuya girmiyorlar , tek umudum meyve kısmında konuşulmak kaldı :)

Meyveler dağıtılır aaa burada da tabiki yine bir ağırlama seremonisi devam eder , baştan sona kadar son derece istikrarlı , ama benim takadim kalmamıştır , çünkü konu bize gelmiyor anlıyor musunuz diye içimden sesler çıkıyor :) Meyveler yenir yook hala muhabbet dönmüyor , işte o sırada senin gözlerindeki ateşi farkeden , sana hiç kıyamayan ailenden biri konuya hemen girer “Ee siz ne zaman düşünüyorsunuz diye ” , işte o zaman ben pamuk gibi oldum , ohh bee dedim.

Hayatta en sevdiğim cümle kuruldu ” Siz nasıl isterseniz , öyle yapalım, biz size uyarız” dedi erkek tarafı .Bu lafa bayılıyorum , bunu dedi mi biri bana tamamdır , herşey benim istediğim gibi olabilir yeessssssss :)

Neyse artık sonlara geldik , meyveler yenildi ,erkek tarafı kalktı , ben rahatladım ve akşam boyu ağzıma bir lokma bişey koymamıştım , şimdi rahatladığıma göre sıcak açık çayımı yudumlayıp , pastaları börekleri yemeye başladım.

Sağlıcakla kalın …

Dilerseniz olayı bir de “Erkek Tarafı“ndan dinleyebilirsiniz.