Evliliğe Hazır Hissetmek

Evliliğe Hazır Hissetmek

İstanbullu Gelin’in 51. bölümünde ben de herkes gibi şok oldum. İzlemeyenler yazıya devam etmesinler çünkü bölümle ilgili ipucu içeriyor. 51. bölüm oldukça konuşuldu zira birçok kişi Burcu’nun Osman’a hayır diyeceğini tahmin etmiyordu. Peki neden hayır dedi? Ne oldu da nikah masasında Osman’ı Bıraktı gitti?

 

Bile Bile Lades

İlerleyen bölümde Burcu’nun neden gittiği ile ilgili değerlendirmeler ve ipuçları vardı. Evlilik çok derin bir mesele ve insanın kendini evliliğe hazır hissetmesi bambaşka bir süreç. Herkes şansılı değil bu yüzden bazı çiftler kendilerini evliliğin içinde buluyorlar. Çoğu zaman da ailelerinin ya da bir tarafın baskısıyla kişiler evlilik kararı veriyor ya da verdiğini sanıyor. Çoğu zaman bu bir problem değil çünkü insan sevdiği insanla evlenebilir, sadece düğün öncesi ve düğün sonrası bir süre evlilik fikrinin ve maddi manevi yüklerinin baskısını hisseder. Günün sonunda geçecek ve geriye güzerl bir aile kalacaktır. Yani kişi kendini evliliğe hazır hissetmese dahi bu dünyanın sonu değildir ve günün onunda mutlu bir yuva kurabilir ama anahtar kelime sevgi ve saygı olmalıdır. İlişkinizde sevgi ve saygı varsa hissettiğiniz şey şüphe değil korkudur.

İstanbullu Gelin’e eri dönersek devamlı gel git yaşayan Burcu Osman ilişkisinde karşılıklı sevgi ve saygı bağı kurulmamıştı. Kurulan şey evlilik için yeterli değildi ve Burcu “iki kişilik sevemem” diyerek nikah masasını terketti. İronik bir biçimde öğrendik ki Deren ve garip evliliğinde de Deren daha çok seven taraf olmuş, bunun değişeceğini ummuş ancak değişmemiş. Demek ki evlilik kararında “nasıl olsa düzelir” demekten ziyade kalbimizi ve aklımızı aynı anda dinleyip “bu sevgi ve saygı evlilik için yeterli mi?” demeliyiz. Bile bile lades dememeliyiz.

Ne yazık ki sevginin, aşkın bir ölçüsü yok. Bazen kişi kendisi bile aşık olduğunu sanarken yaşadığı duygunun çok da güçlü olmadığını sonradan farkedebiliyor. Bu sebeple en iyi yöntem zaman olabilir. Çiftler evlilik gibi önemli bir kararı vermeden önce uzun bir müddet birbirlerini yakından tanımalıdır. Örf ve adetlerimizdeki tanışma, söz ve nişan biraz da bu sebeple çok önemlidir. Ani kararlar sadece evlilik değil hayatın her alanında bizi zora sokabilir. Bu sebeple birkaç yıl karşımızdakini tanımak ve kendimizi hazır hissettiğimiz o an geldiğinde evliliğe yürümek daha az risklidir.

Burcu’nun Gelinliği

Burcu rolündeki Ebru Şahin’in gelinliğine değinelim. 10 usta tarafından 1 ay fransız dantellerle hazırlanmış. Ben sade gelinlikleri daha fazla seviyorum ancak birçok kişi tarafından deliler gibi beğenilen bu gelinliği Ebru Şahin’in çok güzel taşıdığını da belirlmek isterim.

Ve 1996 , Ezginin Günlüğü imzalı bölüme damga vuran o güzel yastıklı şarkı.

Yastıklı Şarkı

Söz: Hüsnü Arkan – Müzik: Nadir Göktürk
Grup: Ezginin Günlüğü (1982 yılında İstanbul’da kuruldu)
Albüm: Ebruli (1996, muazzam bir albüm)
Resmi Sitesi: www.ezginingunlugu.com.tr/ezginin-gunlugu/sarkilar/ebruli-1996/yastikli-sarki

Gün döküldü yastığa
Gölge bitti, viran oldu düşler yine
Bir kapı bir pencere , bi gökyüzü
Damdan düşmüş evin içine

*Vay vay sevdin onu (2 defa)
Sevmesen ölürdün, sevdin onu öldün
Sevmesen ölürdün ama sevdin, gene öldün

Ayışığı gel dedi
Gel peşimden, inat olsun ele güne
Düştüm onun peşine , rüzgâr oldum,
Sürdüm düşlerimi göğe.
*Nakarat

Aşk mı Mantık mı?

Aşk mı Mantık mı?

Bu soruya uzun yıllar aşk cevabını verdim. Ancak 25’li yaşlarımda bu cevaba olan güvenim sarsılmıştı.

Bir arkadaşımla karşılaşmıştım, bıcır bıcır bir insandı. Öğretmen olmuştu merkezi bir yerde. Konuştuk biraz, belirli yaştan sonra insanlar sevgilin var mı diye sormaz da söz, nişan var mı diye sorar ya, ben de öyle sormuştum. Düşünüyoruz dedi ama oldukça donuk, heyecansızdı. Sonrasında hayatımın geri kalanında unutamadığım, beni çok fazla şaşırtan bir konuşma yaptık.

“Kafamda kimse yoktu, aşık olmaya zamanım da yoktu” diye devam etti. Aşk o kadar küçüldü ki o an , anlamsızlaştı. Yıllarca izlediğim onca film okuduğum onca kitap arkadaşımın her cümlesinde biraz daha inandırıcılığını kaybetti. “Biri vardı, beni sevdi sonra ben tayin oldum” dedi. Hiç düşünmediği bir anda, hiç tanımadığı bir adam O uzaktayken de O’nu sevmeye devam etmişti. “Yeni okuluma geçince hiç arkadaşım olmadı, arkadaşım oldu, aradıkça konuştuk” dedi. Neredeyse bir yıl, hiç arkadaşı yokken arkadaş olmuştu o adam. “Konuşa konuşa aşık oldunuz demek dedim” bir iç çekti ve hayatım boyunca unutamayacağım o market alışverişi listesi kıvamında derdini anlattı. “Bileklerim ağrıyor” dedi, ben bi duraksadım “Market poşetlerini taşımaktan yoruldum, su alıyorum taşıyamıyorum 4. kata” dedi sonra. Nasıl olmuştu da o hayat dolu, sevecen hayalleri olan kız böyle bir sebepten evliliği düşünüyordu. Yıllarca bize öğretilen , anlatılan, gösterilen onca metafor o kadar yalan kalmıştı ki arkadaşımın hikayesinin yanında sevmekten utandım.

Başlarda şaşırsam da zamanla daha iyi anladım O’nu. Hikayenin devamını ben de bilmiyorum, koptuk bir şekilde. Zaten korktum öyle bitmesinden “Sonradan sevmiştir, aşık olmuştur” ya da “aşık olabileceği biri çıkmıştır karşısına” diye kendimi avuttum.

O gün anladım aslında sadece aşkın karın doyurmadığını. Peki mutlu bir evliliğin sırrı mantık mı? O da değil. Hem Aşk hem mantık. Mutlaka istisnaları da olmuştur ancak rot balansı bozuk arabalar gibi ya sağa ya sola çeker hayat sizi birinin yokluğunda.

Sen evlen benle abla
Bu konuda ilginç bir anektod da rahmetli Azer Bülbül ile Yıldız Tilbe arasında (Ot dergisi – 2015 01 sayısı) geçiyor. Azer Bülbül Yıldız Tilbe’yi arayıp “Abla ben evlenmek istiyorum” diyor. Yıldız “Annen, baban bulsa daha iyi olur” diyor haklı olarak ama Azer , Yıldız’ın kuzenlerini , arkadaşlarını, tanıdıklarını soruyor sıra sıra. Yine olumsuz yanıt alınca “Sen evlen benle abla” diyor. Tabi Yıldız Tilbe bildiğimiz o tatlı sert üslubuyla Azer Bülbül’ü haşlıyor.

yildiz-tilbe-azer-bulbul-anektod-sen-evlen-benle-abla

Çocuksu bir haylazlıkla bu anektodu ilk okuduğunuzda gülebilirsiniz, yadırgayabilirsiniz ancak bir insanın “biriyle evlenmek istemesi” ile “evlenecek birini istemesi” arasında muazzam bir dram var bence.

Pırlanta Seçimi

Pırlanta Seçimi

seçimi yapan her damat otomatikman pırlanta seçimi için sıraya girmelidir? Çünkü pırlanta olmadan bir evlilik teklifi düşünülemez. Aaa, bir dakika 10 yıl öncesinde “pırlanta” diye bir şey yoktu “pırlanta gibi kalbi olan damat adayları” vardı. Yoksa birileri bize pırlanta mı dayatıyor…

Pırlanta Nedir?
Pırlanta ; İtalyanca brilliante, İngilizce brilliant kelimelerinden geliyor. Türkçesi parlak. Pırlanta satıcılarının bile atladığı bir detayı keşfettim araştırırken, özünde pırlanta elması daha parlak gösterebilmek için yapılan işin, kesme biçiminin adı. Çoğu kişi kesilmiş elmasa pırlanta diyor ki literatürde ve diğer dillerde de bu şekilde.

Elmasla Pırlantanın Farkı Kesim mi?
Aynen öyle, elmasın amerikan traşı olarak saçını kestiğimiz kardeşine pırlanta diyoruz. Yani ham hali elmas, işlenmiş hali pırlanta. Haliyle benzer özellikli pırlanta daha pahalı.
evlen-co-elmas-kesim

Tek Taş nedir? Pırlanta ve elmas ile tektaş aynı şey mi?

Tek pırlantası ya da elması olan yüzüğe tek taş denir. Tek taşın anlamı tek ve sonsuz olmasıdır. Yani evlilik teklifinde benim için sonsuza kadar sadece sen varsın demenin bir başka yoludur. Ya da bize öyle dayatılır. Madalyona nereden baktığınıza bağlı. Ancak tek taşın literatürdeki karşılığı bir adet taş barındırmasıdır. Haliyle tek taş seçimi olarak da okunabilir bu yazı.

Beş taş diye bir kavram var mesela son yıllarda sayısı arttı bunda da 5 adet taş var, yüzüğün yarısı taşla kaplı gibi.

Peki Pırlanta Kesimleri Nelerdir?
Ülkemizde en yaygın kullanılan yukarıda bahsettiğim benim amerikan traşına benzettiğim kesimdir. Nasıl biz daha güzel görünmek için berbere gidiyorsak pırlantada da alabulus, 0 numara, apaçi saçı gibi modeller mevcut. Hepsinde amaç ışığı güzelce kırıp yansıtmak.

pirlanta-kesimleri

Aşağıdaki resim de pırlantanın kesildikten sonraki gerçek görünümü.
elmas-kesimleri

Pırlantanın değerini belirleyen diğer nicelikler neler?
Görece en az önemli olan özellik Berraklıktır. Pırlantanın içindeki kusurların (Bulut, çizgi, leke, içerik gibi kelimelerle ifade edilir) büyüklük ve sayısını ifade eder.

pirlanta-Clarity-Berraklık

Fiyatı etkileyen son kriterimiz de Renk
Anlaşılması kolay görünse de ışıkla oldukça değiştiği ve çok fazla harf baremi olduğu için uzman olmayan gözler tarafından nokta atışı anlaşılması imkansız.
elmas-pirlanta-renk-color

Diamondun D’si ile başlayıp Z’ye kadar giden bu baremi aşağıdaki foroğraf daha iyi betimleyecek.
color-renk

Karat nedir?
Boyut ağırlık işte .

elmas-pirlanta-carat-karat

Pırlantada 4C kuralı diyorlar o ne?
4S kuralı nasıl aşkın vazgeçilmeziyse 4C de pırlantanın vazgeçilmez kuralı. Yukarıdaki 4 kriter 4C kuralı.

Sertifikalar da çok önemli

Dünyaca itibar ve ün sahibi olan pırlanta sertifikaları:

HRD (Hoge Raad voor Diamant) – Pırlanta Üst Kurulu
IGI – Uluslararası Gemoloji Enstitüsü
GIA – Amerika Gemoloji Enstitüsü
AGSL – Amerikan Mücevher Sosyetesi Laboratuvarları
IDL – Uluslararası Pırlanta Laboratuvarı

Elmas kesme kısmı gerçekten ustalık istiyor, bulduğum en güzel videoyu da paylaşayım

Pırlanta alırken en çok dikkat etmeniz gereken şey nedir?

Pırlanta alırken birçok faktörü göz önünde bulundurabileceğinizi burada ve benzer birçok sitede okuyabilirsiniz. okuduğunuz yazının sektörle ilişkili biri tarafından yazılmadığına emin olun öncelikle. Ve bu hiçbir yerde yazmaz, fiyatta çok uçmamaya çalışın.

Burada ana fikir şu olmalı, pırlantanın gerçek değeri nedir? Şöyle ki kuyumcudan gidip tam altın aldığınızda bunun biraz altına bozdurabilirsiniz. Altın bozdururken kimse sizden sertifika istemez ya da altının fiyatı ilden ile hatta ülkeden ülkeye de çok değişmez. Ancak pırlanta satacak olursanız inanılmaz bir biçimde zarar edersiniz. En basit yöntem şudur, pırlanta satın alırken ben bu pırlantayı size getirip satmak istersem kaça alırsınız deyin. Ne demek istediğimi o zaman anlayacaksınız